Ülke :
Bölge :

Anket

Sitemizi ve Konularını Nasıl Buluyorsunuz?
 

Site Seçenekleri

Söyleşi

Zinde Sosyal Gelişim Derneği Başkanı Emin Çınar`ın, Avustralya`da Muharrem Nureddin Coşan Hocaefendi ile yaptığı söyleşi,... kritik ve analitik düşünme metodunun daha iyi anlaşılması için önemli bilgiler içeriyor. Sizleri söyleşiyle baş başa bırakıyoruz…

EMİN ÇINAR: Kritik ve analitik düşünmenin öğrenilmesinden ve yaygınlaştırılmasından maksat nedir?

M. NUREDDİN COŞAN: Kritik ve analitik düşünmeyi öğrenmede asıl amacın Allah c.c. rızasını kazanmak olduğunu bilmemiz, anlamamız lazım. Yoksa diğer amaçlarla yapılan "emr-i bil-maruf, nehy-i ani`l-münker" (İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) dahi olsa zaman içerisinde belki hedeften sapmamıza vesile olur diye düşünüyorum. Kuran-ı Kerim`de inancımız gereği uygulamamız öngörülen hangi kural olursa olsun bunun tamamının Allah`ın rızasını kazanmak niyetiyle yapılması bana göre işin en önemli şartıdır. Ondan sonraki şeyler ikincil önem taşırlar. Yani dünyada "emr-i bil-maruf ve nehy-i ani`l-münker" çalışmasının en mükemmel düzeye geldiğini farz edelim. Bu elde ettiğimiz durum, bizim övünmemize veya bir şekilde yanlış duygular içerisine girmemize sebep olacaksa bana göre geçersizdir. Kur`an`ın emri dahi olsa, Kur`an`ın öngördüğü işler dahi olsa Allah c.c. rızası için yapılmayan çalışmalardan bir fayda beklemek mümkün olmaz. O yüzden birinci önemli konunun Allah rızası olduğunu yeniden teyit etmemiz lazım. Her yaptığımız işin de buna uygunluğunu kontrol ederek yolumuza devam etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Aynı durum Kritik Analitik Düşünmeyi anlamak için de, uygulamak için de geçerli. Buradaki tek niyetimiz Allah`ın sevgi ve muhabbetini kazanmaktır. Yoksa dünyayı yaşanılır bir hale getirmek, kötülüğü engellemek veya iyiliği emretmek tek başına amaç değildir. Amaç Allah rızasıdır. Allah bizim böyle yapmamızı istediği için yapmaktır. Sadece bu kritik ve analitik düşünmeyi bu anlamda değerlendirmemiz için yeniden vurgulamış oluyoruz. Allah rızası için yapılmayan amellerimizin, çalışmalarımızın yeniden gözden geçirilip Allah rızasına uygun hale dönüştürülmesi gerekiyor.

EMİN ÇINAR: Efendim, bu KAD`den kastımız esas itibariyle bizim insanları iyi ve hayırlı yollara teşvik etmek midir? Yani insanlar düşünsünler, olayları değerlendirsinler, kritik etsinler, analiz etsinler ve bu olayların gelişimine göre yapılan yönlendirmelerin esas hakikatini anlasınlar ve inançları itibariyle bir kötüye gidiş var ise bu gidişatı doğru yöne yönlendirsinler diye bir çaba içinde olmamız mı gerekiyor? Bununla alakalı da kampanyalar yapılmalı. Biz kampanyalar şekline olayı nasıl dönüştürebiliriz? Mesela KAD çalışmaları sırasında ortaya çıkan bir görüşe göre; "Bir kampanya yapılabilmesi için bunun alt yapısının tamamen hazırlanması lazım, bir olay kritik edildiği zaman, analiz edildiği zaman bir bilgi tabanına dayanarak bunu yapmamız lazım. Dolayısıyla bu bilgi tabanını hazırlamamız lazım. Yani çeşitli olaylarla alakalı bilgi kaynaklarını elde etmemiz ve insanları düşündürmemiz, düşündürdükten sonra o bilgi kaynaklarına yönlendirmemiz lazım. Yani işin teorisine girilmesi gerekiyor." Diğer bir görüşe göre ise "Bu bilgi kaynakları netice itibariyle vardır, bizim insanları sadece düşündürmemiz yeterlidir. İnsanlar sistemli düşünmeyi öğrendikten sonra kritik analitik düşünme metoduyla kendileri bir araştırmaya girerek doğruyu, hakikati bulup, olayları yönlendirebilir ve faydaya çevirebilirler." Bu noktada bizim ne yapmamız lazım?

M. NUREDDİN COŞAN: Bu tartışmalar tabi ki çeşitli bereketler ve beklediğimizin dışında faydalı sonuçlara vesile olabilir ama bizim görebildiğimiz kadarıyla, KAD kampanyalarımızı ortaya çıkartmamız, insanlara yeni bir yaşam tarzı alternatifi sunmamıza benzer. Belki bundan yirmi sene önce yaşam tarzı dediğimiz zaman insanların hayat gailelerini, çabalamalarını, rızıklarını çoluk çocuklarının yaşantılarını sağlayabilmek için gösterdikleri dünyevi gayretleri olarak algılıyorduk ama belki son zamanlarda bunun değişik alt açılımları çıktı, "sağlıklı yaşam" denilen bir kavram ortaya çıktı. Belki daha önceden sağlıklı yaşamın ne olduğuyla ilgili çok fazla bir tartışma yapılmıyordu, insanlar arasında söz konusu olmuyordu. İnsanlar, içinde bulundukları şartlar çerçevesinde normal hayatlarını yaşayıp yollarına devam ediyorlardı ama sağlıklı yaşam kavramı ortaya çıktıktan sonra, her yapılan işlemin insan doğasına daha uygun yapılarak, insanın daha verimli yaşayabileceği, daha sıhhatli yaşayabileceği anlaşıldı. İnsanlar hayat tarzlarını değiştirme gayreti içine girdiler. KAD`nin sağlıklı yaşam gibi, insanlara bir hayat tarzı olarak tüm boyutlarıyla hissettirilmesi,  bizim tarafımızdan sunulması, alternatif olarak gösterilmesi önemli bir gelişme olacaktır.

İnsanlar, nasıl bundan belki otuz sene önce "sağlıklı yaşamı" atalarından duydukları şekilde kendileri yorumluyorlar ve belki de çok fazla dikkate almıyor durumdayken şimdi nasıl değiştilerse, bizim konuyla ilgili yaptığımız çalışmalardan sonra KAD`nin en az sağlıklı yaşam kadar veya sağlıklı yaşamın en önemli bir parçası olarak önemli olduğunu hissedeceklerdir. Bunu hissettikleri zaman doğalarına uygun yaşayacakları için belki doğaya uygun yaşamanın en önemli şartının Allah`ın, yaratıcının varlığını bilmek ve O`nun memnuniyeti için gayret etmek olduğunu anlamak durumuna girerlerse bu bizim için önemli bir kazanım olacaktır. Sağlıklı yaşamın yeni yeni bugünün insanının gündemine geldiği gibi, KAD`nin de belki en kısa zamanda bizim hâkim olduğumuz tüm boyutlarıyla veya zaman içerisinde ortaya çıkacak olumlu tüm yönleriyle insanların gündemine taşınmasının bizim için bir "emr-i bil-maruf nehy-i ani`l-münker" vesilesi olacağını düşünüyorum. Bu konuyla ilgili gayretleri, birliktelikleri destekliyorum. Allah yardımcımız olsun.

EMİN ÇINAR: Şimdi burada meseleyi daha iyi anlamak için şöyle bir misal vermek istiyorum. Günümüzde insanlar duyarsızlaşmışlar. Yani bazı olaylar karşısında kanıksama olmuş ve duyarsız hale gelmişler.. Biz KAD fikrinin, bu düşüncenin yaygınlaştırılmasıyla, bu alışkanlığın insanlara kazandırılmasıyla bu insanları olaylara karşı duyarlı hale getirip, olayları değerlendirmelerini ve bu olayları değerlendirerek kendilerine hayırlı bir istikamette yön vermelerini sağlamalarını mı hedefliyoruz?  İnsan düşünsün, çünkü düşünmüyor. İnsan yaptığını ezbere yapıyor. Bir takım olaylar oluyor ve o olaylardan sonra gelişecek olaylar var, bir kanıksama içerisinde kuzu gibi, yorum yapmadan veya ezbere bir takım şeyler öğrenmiş, yani işin özünü, aslını almadan özümsemeden bir yol tutturmuş gidiyor insanlar…

M. NUREDDİN COŞAN: Bilgi hazinedir. İnsanın bilgisinin miktarı ne kadar çok olursa, o bilgiyi fayda sağlamak niyetiyle kullanması ve o kullanma neticesinde verimi de o kadar artar.

EMİN ÇINAR: Bu konuyla ilgili, dünya gidişatını yönlendirenlerle alakalı birçok eser var, kitaplar var, çeşitli yazarlar bu konuları araştırmışlar. Bu kitaplardan istifade edilmesi mi uygundun yoksa bu konuyla ilgili yeniden araştırmalar yapıp yeni yeni yayınlar bulunması, oluşturulması mı lazım? Bizim çalışma alanımıza giriyor mu böyle bir altyapı hazırlamak?

M. NUREDDİN COŞAN: Tabi biz detaylarda kaybolmak istemeyiz. Hedef kitlemizin en kısa zaman birimi içerisinde bizim hissettiklerimizi, bizim birikimimizi paylaşmasını sağlamamız lazım. Yani KAD`yi hedef kitlemize en kısa zamanda nasıl ulaştırırız sorusunun cevabını bulmamız lazım. Önce bu sorunu çözmemiz lazım, bu sorunu çözdükten sonra bizim detay çalışmalarımızın yoğunluğunun hangi kategorilerde fazlalaşması gerektiğine ayrıca karar vermemiz lazım…

EMİN ÇINAR: İnsanların gelişmeleri doğru değerlendirebilmesi lazım. Bu doğru değerlendirme irfan ve basiret gözüyle bütün olaylara bakmakla alakalı bir şey. Bu tamamen manevi bir eğitimle ifade edilebilir mi, yoksa böyle KAD sistemiyle alakalı yazılmış teorik eserler, kitaplar okunarak bu bilgi, ilim alınabilir mi, yoksa daha ziyade maneviyat yönünden insanın gelişmesiyle mi olur?

M. NUREDDİN COŞAN: Tabi ki her şeyin içerisine biraz sevgi katmak lazım. Sevgi, bizim benimsediğimiz eğitim metodunun ana unsurlarından birisidir. Biz sevgi metodunu kullanarak insanlarla birikimimizi paylaşmayı tercih ediyoruz. Dolayısıyla insanları motive eden duyguların içerisine sevgiyi yerleştirebilirsek ve sevginin oranını arttırabilirsek KAD ile ilgili kendilerini geliştirdikleri zaman, diğer mevcut klasik yöntemleri uyguladıkları zaman, hepsinin neticesinde yaratıcının varlığına ulaşırlar. Yaratıcının varlığına ulaşmaları neticesinde O`na olan sevgiye ulaşırlar, o sevgiden kaynaklanan O`nun istediği gibi davranma becerilerini elde ederler. Bizim şu an uygulamak istediğimiz KAD metodu, netice itibariyle klasik yöntemlere ek olarak yaratıcımızı bulmak, O`nu sevmek, O`nun isteklerini yerine getirmeyi hayatımızın hedefi haline, gayesi haline dönüştürmek olmalıdır. Allah rızasını kazanmada; tefekkürün yolunu açacak, feraset, basiret ve hikmete bizi taşıyacak bir yol ve metod olarak Kritik Analitik Düşünme sistemini hayat tarzı haline getirmeliyiz."

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile